Kişisel Gelişim 5 dk okuma Mert Ekinci
Geri Alınabilir mi, Değil mi? Kararları Doğru Ayırmanın Yolu
Her karar aynı titizliği hak etmez. Geri dönüş maliyetine göre kararları ayırmak, düşünme süresini nereye harcayacağınızı ve neyi hemen deneyeceğinizi netleştirir.
Karar vermenin zor olduğu söylenir, ancak zorluk her karar için aynı değildir. Bazı kararlar yanlış çıktığında birkaç gün içinde geri alınabilir; bazıları ise yıllar boyunca sürecek sonuçlar doğurur. Buna rağmen çoğu insan iki türü de aynı titizlikle, aynı süre boyunca ve aynı gerginlikle ele alır. Bu, hem zaman kaybına hem de gereksiz yorgunluğa yol açar.
Bu yazıda kararları geri alınabilirliklerine göre ayırmanın nasıl bir kolaylık sağladığını, hangi kararın hangi kategoriye girdiğini nasıl anlayacağınızı ve bu ayrımın gündelik hayatta nasıl uygulanacağını ele alıyoruz.
İki Farklı Karar Türü
Kararları en işlevsel biçimde ayıran ölçüt, sonuçtan dönmenin maliyetidir. Buna göre iki temel tür vardır:
- Geri alınabilir kararlar: Yanlış olduğu anlaşıldığında makul bir maliyetle vazgeçilebilen kararlar. Denenen bir yöntem, alınan bir abonelik, kabul edilen bir görev genellikle bu gruba girer.
- Geri alınması zor kararlar: Vazgeçmenin ciddi bir bedeli olduğu, bazen de hiç mümkün olmadığı kararlar. Uzun vadeli bir taahhüt, büyük bir satın alma, bir ilişkinin ya da işin sonlandırılması buna örnektir.
Bu ayrımın değeri, karar sürecine ayrılacak enerjiyi doğru dağıtmasında yatar. Geri alınabilir bir karar için haftalarca düşünmek, elde edilecek küçük iyileşmeye göre pahalı bir yatırımdır. Buna karşılık geri dönüşü olmayan bir kararı aceleyle vermek, sonradan telafisi olmayan bir maliyet doğurur.
Geri Alınabilirliği Nasıl Ölçersiniz
Bir kararın hangi gruba girdiği her zaman açık değildir. Şu dört soru, çoğu durumda net bir sonuç verir:
- Vazgeçmenin parasal maliyeti nedir? Ödenen bedelin ne kadarı geri gelir, ne kadarı yanar?
- Zaman maliyeti nedir? Bu karardan dönmek günler mi, aylar mı alır?
- Başkalarını ne kadar bağlar? Karar yalnızca sizi ilgilendiriyorsa geri dönüş kolaydır; başkalarının planları buna göre şekillendiyse zorlaşır.
- Kapanan kapı var mı? Bu karar, başka bir seçeneği kalıcı olarak ortadan kaldırıyor mu?
Dördüncü soru en kritik olanıdır ve en sık atlanandır. Bir karar tek başına ucuz görünse bile, başka bir yolu kalıcı olarak kapatıyorsa geri alınamaz kategoride değerlendirilmelidir.
Geri Alınabilir Kararlarda Hız Bir Avantajdır
Geri alınabilir bir kararda uzun düşünmenin getirisi hızla azalır. Çünkü bu tür kararlarda eksik olan bilgi, çoğunlukla masa başında düşünerek değil deneyerek elde edilir. Bir yöntemin size uyup uymadığını, bir aracın işinizi kolaylaştırıp kolaylaştırmadığını ya da bir düzenin sürdürülebilir olup olmadığını ancak uygulayarak öğrenirsiniz.
Bu tür kararlarda uygulanabilecek en pratik yaklaşım, kararı süresiz bir seçim olarak değil sınırlı bir deneme olarak kurmaktır. Bir şeyi "artık böyle yapacağım" diye başlatmak, hem başlangıç eşiğini yükseltir hem de vazgeçmeyi başarısızlık gibi gösterir. Belirli bir süreyle sınırlanmış taahhüt ise her iki sorunu da ortadan kaldırır; otuz günlük deneme yöntemiyle süresiz karar yerine sınırlı taahhüt kurmak, tam da bu mantığın gündelik hayattaki en yalın uygulamasıdır.
Geri Alınması Zor Kararlarda Yavaşlık Yatırımdır
Geri dönüşü olmayan kararlarda ise acele etmenin bedeli yüksektir. Burada yavaşlamak, kararsızlık değil bilinçli bir yatırımdır. Bu tür kararlarda işe yarayan birkaç yöntem şunlardır:
- Kararı parçalamak: Büyük ve tek seferlik görünen bir karar, çoğunlukla birkaç küçük karara bölünebilir. Bölünen kısımların bir bölümü geri alınabilir hale gelir.
- Bilgi toplama için tarih koymak: "Şu tarihe kadar araştırıp o gün karar vereceğim" demek, hem yeterli hazırlığı sağlar hem de sonsuz erteleme riskini keser.
- Karşı görüş aramak: Kendi tercihinizi destekleyen değil, çürütmeye çalışan bir bakış açısı aramak, gözden kaçan riskleri ortaya çıkarır.
- Kararın gerekçesini yazmak: Neden bu seçeneği tercih ettiğinizi yazmak, sonradan sonucu değerlendirirken şansı beceriden ayırmanızı sağlar.
Sık Yapılan Karıştırma
Uygulamada en yaygın hata, iki kategorinin ters yerleştirilmesidir. İnsanlar çoğunlukla küçük ve geri alınabilir kararlarda aşırı titiz davranır — hangi uygulamayı kullanacağını günlerce araştırır — buna karşılık hayatı uzun süre bağlayan kararları görece hızlı verir. Bunun nedeni genellikle bilgi eksikliği değildir; küçük kararların incelenmesi kolay ve rahatlatıcıyken, büyük kararların ayrıntısına inmek zorlayıcıdır.
Bu eğilimi fark etmenin basit bir yolu vardır: bir konuyu araştırmaya başlarken kendinize "bu karardan dönmem ne kadar sürer" sorusunu sormak. Cevap "bir hafta" ise, araştırmaya bir haftadan fazla zaman ayırmak mantıklı değildir.
Kapıyı Açık Tutmanın Maliyeti
Karar vermekten kaçınmanın da bir bedeli vardır ve bu bedel çoğunlukla görünmez. Bir seçenek üzerinde karar vermeyip birden fazla ihtimali açık tutmak, kısa vadede özgürlük hissi verir. Ancak açık tutulan her seçenek zihinde yer kaplar, kaynak ayırmayı gerektirir ve hiçbirine tam olarak yatırım yapılmasını engeller.
Uzun süre karar verilmeyen konularda ortaya çıkan yorgunluk genellikle bundan kaynaklanır. Karar vermemek de bir karardır; üstelik sonucunu seçme imkânı olmayan bir karardır. Bir konu aylardır düşünülüyor ve yeni bir bilgi gelmiyorsa, ek düşünmenin sonucu iyileştirmesi artık pek mümkün değildir.
Sonucu Kararla Karıştırmamak
İyi bir karar her zaman iyi bir sonuç doğurmaz. Elinizdeki bilgiyle doğru tercihi yapmış olabilirsiniz ama öngörülemeyen bir gelişme sonucu bozabilir. Tersi de geçerlidir: özensiz verilmiş bir karar şans eseri iyi sonuçlanabilir.
Bu ayrımı korumak, karar verme becerisini geliştirmenin temel şartıdır. Yalnızca sonuca bakarak değerlendirme yapan kişi, iyi çalışan bir yöntemi kötü bir sonuç yüzünden terk eder ya da riskli bir alışkanlığı şanslı bir sonuç yüzünden sürdürür. Kararın kendisini değerlendirmek için sorulacak soru şudur: O anda elimde olan bilgiyle bakıldığında, aynı kararı yine verir miydim?
Küçük Bir Uygulama Düzeni
Bu çerçeveyi gündelik hayata taşımak için karmaşık bir sisteme gerek yoktur. Şu üç adım çoğu durum için yeterlidir:
- Sınıflandırın: Karar geri alınabilir mi, değil mi? Yalnızca bu soru bile süreci kısaltır.
- Bütçe belirleyin: Geri alınabilir kararlara kısa bir düşünme süresi, geri alınamayanlara belirli ve daha uzun bir süre ayırın.
- Değerlendirme tarihi koyun: Özellikle denemeye açık kararlarda, sonucu ne zaman gözden geçireceğinizi baştan belirleyin.
Üçüncü adım en çok atlanan ve en çok işe yarayan adımdır. Değerlendirme tarihi konmadığında, denenmek üzere başlatılan pek çok şey sessizce kalıcı hale gelir. Baştan konan bir tarih ise hem devam kararını hem de vazgeçme kararını doğal ve tartışmasız kılar.
Kararsızlık Her Zaman Bir Sorun Değildir
Son olarak, karar verememenin bazen bilgi eksikliğinden değil, seçeneklerin gerçekten yakın olmasından kaynaklandığını hatırlamakta fayda var. İki seçenek arasında uzun süre gidip geliniyorsa, bu çoğunlukla ikisinin de kabul edilebilir olduğunun işaretidir. Bu durumda daha fazla düşünmek nadiren yardımcı olur; belirleyici olan, hangi seçeneğin sizi hangi yönde geliştireceğidir.
Kararları geri alınabilirliklerine göre ayırmanın asıl kazancı da burada ortaya çıkar. Enerjiyi az sayıda gerçekten önemli karara ayırıp geri kalanını hızlıca deneyerek öğrenmek, hem daha az yorucu hem de uzun vadede daha isabetli bir yol olur.